İzleyiciler

Somali'yi Bekleyen İftarsız, Camisiz Ramazan



Kapalı camileri ve savaştan kaçan hayırseverleriyle Etiyopya’nın işgali altındaki Somali’nin Müslümanlarını çok zor bir Ramazan bekliyor.

Ufukta görünmeyen yiyecek yardımları ve Etiyopya güçlerinin kapattığı ya da işgal ettiği camileriyle, Somali’nin başkenti Mogadişu’daki Müslümanlar için bu Ramazan çok zor geçecek gibi görünüyor.

“Hızla yaklaşan Ramazan’ın buralarda hiç esamesi yok” sözüyle durumu TIMETURK’e anlatan Mogadişulu Ahmet Hacı, “Şehrin güney mahallelerinde yüzlerce insan açlıktan kırılıyor” diyor.

İşgalci Etiyopya ve geçici hükümet askerlerinin 2006’ya kadar Afrika’nın boynuzunun büyük bir kısmını kontrol eden İslami Mahkemeleri devirmesinin ardından Somali şiddetin pençesine düşmüştü. Ülkede 6 bin kişiyi hayatından eden şiddet onbinlercesini de evlerini terk etmek zorunda bıraktırmıştı.
Ramazanlarda iftar veren ve dar gelirliler için yiyecek paketleri dağıtan birçok hayırsever, neredeyse günlük olarak İslami Mahkemeler ve Etiyopya güçleri arasındaki çatışmalar yüzünden ülkeyi terk ettiler. Astronomik hesaplamalara göre Ramazan’ın ilk günü bu sene 1 Eylül’e geliyor. Yolcu ya da hasta olmayan Müslümanlar, güneşin doğuşu ve batışı arasında oruç tutuyorlar. Ramazanlarda zengin Müslümanların ve hayır kuruluşlarının, kutsal ay boyunca durumu olmayanlara iftar yemekleri düzenlemesi bir gelenek.

Kapalı camiler

Mogadişu’nun halkı için bu Ramazan çok öksüz geçecek zira şehrin büyük camilerinin neredeyse tamamı Etiyopya güçleri tarafından ya kapatıldı ya da işgal edildi. Hacı, göreli sakin Doğu Mogadişu’da iki caminin açılacağını söylüyor. Güney semti Wartijili’de birçok cami artan şiddet nedeniyle terk edilmiş durumda.

Haryali’deki Hadvoli Camisi, yakınlarda mevzilenen Etiyopya güçleri tarafından kapatıldı. İşgalci Etiyopya güçleri Ali Kamen semtinde Şeyh Abdi camisinin avlusunu toplama kampı olarak kullanıyor.

Yerel haklar grubunun yakın zamandaki araştırmasına göre Mogadişu’daki 48 cami işgalci Etiyopya güçlerinin süregelen şiddeti yüzünden kapalı durumda bulunuyor. Güneydeki Haden semtinde caminin yanında yaşayan Abdullah Salad, Somali’yi bekleyen öksüz Ramazanı şu ibret verici sözlerle anlatıyor: “Ali Sofi Camisi Mogadişu camileri için bir örnek. Eskiden cami, özellikle Ramazanlarda, fakirler için bir toplanma yeriydi. Onlar yiyecek ve yardım yapılırdı. Bu sene Ramazanda kimse bir şey alamayacak!”.

Kaynak: Time Türk

Güney Osetya'da Asıl Hedef Müslüman Halk

Rusya ile Gürcistan arasındaki savaşta asıl hedefin Güney Osetya’daki Müslümanlar olduğu belirtildi. İşte bölge halkının ağzından Rusya'nın asimile operasyonu...



TİMETURK'ün Kafkasya'nın yerel kaynaklarından edindiği bilgiye göre Rusya ile Gürcistan arasındaki savaşta asıl hedefin, Güney Osetya'daki Müslümanlar olduğu belirtildi.

Gürcüler'in amacının Güney Osetya'yı kendilerine katıp Gürcüleştirmek, Ruslar'ın amacının da o bölgeyi kendine katarak Kuzey Osetya gibi Slavlaştırmak olduğunu belirten bölge halkı, şu ifadeleri kullanıyor;

“RUSYA’NIN OSETYA’YI SEVDİĞİ FALAN YOK”

“Rusya'nın Osetya'yı sevmesi diye birşey yok. Rusya gözü ağlayan timsah gibidir. Zaten Kuzey Osetya-Alanya asimile edilmiş durumda. Nüfusun yüzde 40'ı Ruslardan oluşuyor. Geriye kalanlar ise Osetler. Kafkasların ve Orta Rusya'nın iki İslam merkezi vardı; Bunlardan birisi Kazan şehri, diğeri de Vladikavkaz, Osetya'nın başkenti. Vladikavkaz'da sadece o zamandan kalma büyük bir cami ve müzede saklanan el yazması kitaplar var. Geriye sadece Slavlaşmış bir şehir var. Gürcülerin amacı Güney Osetya'yı kendilerine katıp Gürcüleştirmek. Zaten sürekli Gürcü köylerini oralara kaydırıyorlar. Ruslar'ın amacı da o bölgeyi kendine katmak ve Kuzey Osetya gibi Slavlaştırmak.”

"GERÇEKLER GÖRÜLMÜYOR"

Rusya ile Gürcistan arasındaki savaşta, dış basın ve halkların futbol takımı tutar gibi ya Rus taraftarı ya da Gürcü/Amerika taraftarı haline geldiğini kaydeden bölge halkı, bu kişilerin bölgedeki asıl gerçeği gözden kaçırdıklarına şu cümlelerle dikkat çekiyorlar;

“Gürcistan'da iki Müslüman azınlık bölge var. Birisi Başkenti Batum olan Acarya (Acaristan Özerk Cumhuriyeti), diğeri de Güney Osetya. Batının yardımıyla bu iki topluluğun susturulması hedeflenmiş. Acarya'yı bildiğiniz gibi hallettiler. Şimdi sıra Osetya'da.”

"BAYKUŞLARA VERİLEN DEĞER OSETYA'YA VERİLMİYOR"

Osetya'da yıllardır yaşanan durum da yerel bilgi kaynakları tarafından şöyle özetleniyor;

“Osetler'in sayısı tüm Dünyada 1 milyon. 350.000'i kuzeyde yaşıyor, 150.000 güneyde, geriye kalan 500.000'i de tüm dünyaya yayılmış durumda. Güney Osetya'lılar iki hayvan sürüsünün ortasında kalmış çocuk gibi. Önce bir güruh gelip eziyor. Sonra öbür güruh baskın çıkıyor. İlk güruh geri kaçarken gene eziyor. Bu sefer baskın güruh öbürünü kovalıyorum diyor ve oda eziyor. Yani Ruslar oraya şimdi yavaş yavaş kendi köylülerini gönderirler ve de asimile projesi başlar. Ortada kalan Osetler yok olmaya mahkum bir millet. Ne acıdır ki bu Amerika'da benekli baykuşa verilen değeri, Birleşmiş Milletler dahil tüm Dünya milletleri Osetlere verselerdi böyle durumlar ortaya çıkmazdı. Dediğim gibi timsah iştahlanınca gözleri yaşarırmış, millet de merhametinden ağlıyor zannedermiş. Rusya'nın yardımı da aynen öyle. Zaten Gürcüler batı tarafından iyice kullanıldılar.”

TARİHTE OSETLER

Osetler, Sarmatyanlardan sonra onların kalıntıları üzerine kurulan İskitler'in uzantılarıdır. İskitler kuzeyde Moskova steplerinden, güneyde Anadolu ve Diyarbakır’a kadar, batıda bugünkü Macaristan’a, doğuda bugünkü Afganistan ve kuzey Pakistan Hindukuş dağlarına kadar uzanan bir bölgeye hakimdi. En büyük yıkıma Hunlar zamanında uğradılar. Sonradan Hunlar'la kaynaşarak Alanlar/Osetleri meydana cıktı. Onlar da azala azala zamanla bugünkü Osetya’yı oluşturdular. Bu nedenle Macarca ile ortak kelimeri bulunuyor. Doğu’da Patanlar ve Peştular olarak tanınırlar. Osetçede bilhassa Peştunca'da ve Zazaca’dan çok ortak kelime bulunuyor.

timeturk

Sultan 2. Abdulhamid Han

Plevne Destani ve Gazi Osman Pasa

İncil'in Tahrif Edildiğinin Belgesi

4. yüzyılda yazılmış olan St. Gerome’un itirafını gösteren önemli tarihsel belge, hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak şekilde mevcut İncillerin değişikliğe uğradığını, düzeltildiğini, tahrif edildiğini ve bu metnin Allah’dan gelen vahiy olduğuna inanılmasını imkânsız kılacak şekilde kötü tercüme edildiğini kanıtlıyor.



Aziz St. Gerome tarafından yazılmış bu mektup bu tarihi gerçeği ortaya koyuyor. İşte o tarihi mektup...

Aziz Gerome’den Papa Damaz’a

Eski bir eserden yeni bir iş çıkarmamı teşvik ediyor ve dünyanın çeşitli yerlerine dağılmış bulunan İncil metinleri hakkında benim hükümde bulunmamı, bu metinlerden seçkiler yapmamı, hangisinin Yunanca metne daha yakın olduğunu tespit etmemi istiyorsun. Bu, ürkütücü ve bir o kadar da tehlikeli bir görevdir de, çünkü eski dünyanın üslubunu değiştirecek ve onu çocukluk aşamasına döndüreceğim (basitleştireceğim). Başkaları hakkında hükümde bulunmam başkalarının da benim yaptığım bu iş hakkında hüküm verecekleri anlamına gelir. Bilginler hatta cahillerden, benim bu eserimi ellerine aldıklarında, bu kadim esere cüretle bir şeyler ekleyip çıkardığımı ve yaptığım değişiklikleri görenlerden bana sövmeyen ve beni sahtekar ve kutsal şeyleri kirletmiş birisi olarak görmeyen olacak mıdır?

Bu rezalet karşısında, endişemi hafifletecek iki şey var: Birincisi, bunu senin emretmiş olman. İkincisi: Sapkın olanın hiçbir zaman hakkın yerine geçemeyeceği (duygusu). Bu, en bozuk bir ağzın bile kabul edeceği bir durum. Düşmanlarımızın hangisinin doğru olduğu konusunda (şaşkınlık yaşamamaları için) Latince elyazmalarındaki tercümeye bazı güven verici unsurları eklememe (ne dersin?). Çünkü ortada metinleri arasında bir sürü farklar olan İnciller var. Niçin cahil mütercimlerin yanlış anlamalarla tahrif ettiği hatta kötü niyetle hareket ederek değişikliğe gittikleri, hatta bazılarının tadil ettiği kısımları Yunan kaynaklarına dayanarak düzeltmemi hoş karşılamıyorlar?

Şayet el yazmalarını birbirine ekleyeceksek, kendilerini alim sanan zatlar tarafından yapılan başarısız değişiklikler, uyuklamakta olan çevirmenlerin yaptığı hatalar ve yanlış çevirilerden bizi uzaklaştıracak Yunanca asıllarına dönmemiz hususunda bizi engelleyen şey nedir? Ben burada İbraniceden Yunancaya oradan da Latinceye yapılan çevirilerle üç aşamada bize ulaşan Yunanca Sebiniyye tercümesinden ve Ahd-i Atik’ten bahsetmiyorum. Burada Aquila ya da Symmakus’un ne diyeceklerinden ya da Theodotion’ın eski çevirmenlerle yeni çevirmenler arasında orta bir yolu niçin tercih ettiğini de söz konusu etmek istemiyorum. Ben Havarilerin aşina olabilme ihtimalinin olduğu çeviriye dayanmak istiyorum. Şimdi de Yeni Ahit’ten bahsedeceğim. Şüphesiz, Matta İncil’i hariç bu mektupların tümü Yunanca yazılmış. İncil yazarlarından Matta’nın Yahudilerin bölgelerinde bulunduğu için bunu yazarken İbraniceden yararlandığını biliyoruz. Bu İncil’in (Matta İncili’nin), yararlandığı kaynakların çokluğu nedeniyle bize ulaşan İncil’den tamamıyla farklılık arz ettiğini görüyoruz. Ben asıl metne bakmayı tercih ettim. Bazılarının hiç hak etmediği halde cansiperane savunduğu Luciano ya da Hesychio (tarafından yapıldığı) ileri sürülen çevirilerden yararlanmak da istemiyorum. Farklı halkların dilleriyle bize ulaşan İnciller, metinlerin içerisinde var olan hataları bize gösteriyor. Kendi dilimizde yazılmış olan nüshalar açısından mutlaka itiraf etmem gereken şey, bu metinlerden yararlanamadığımdır.

Bu mütevazı önsöz, Yüce İnciller’in şu şekilde tertip edilmesini öneriyor: Matta, Markus, Luka ve Yuhanna. Bunların düzeltilmesi en eski Yunan yazmaları gözden geçirilerek yapıldı. Latince nüshaların içeriğinden de çok fazla uzaklaşılmadı. Bize ilk şekliyle ulaşan bölümleri dokunmadan, gerçek manadan bütünüyle uzak görünen kısımları düzeltmekten başka bir şey yapmadım ve (bu kısmı) B harfiyle işaretledim. İskenderiyeli Ammonium’un verdiği bilgilere göre Kayserili Eusebius’un yaptığı ve yaklaşık on bölüme ayrılmış olan çeviriye gelince sadece Yunanca anlama bağlı kalarak dilimize aktardım. Burada herhangi bir fazlalık ya da birbirine benzeyen, ayrı olan ya da on kısma bölünen (çeviriden) tamamen farklılaşan bölümleri bilebilmek mümkün olacaktır. Çünkü zamanla kitaplarımızda hatalar birikebilir. İncil, bu anlamda diğer (kitaplardan) ayrıdır. Buna da (H) harfiyle işaret ettim.

Bu ikisi arasını bulma çabası sırasında bazı hatalar elbette oldu. Bu nedenle Latince çeviride ciddi karışıklıklar göreceksin. (Dört İncil) Yazarlardan biri, daha fazla şey söylemiş olabilir, az olduğunu düşündükleri hususta buna eklemelerde bulunmuşlardır. Markus, bir çok bölümde, her İncil’in sadece ilgilendiği konuları korurken Luka ve Matta’dan aktardığını söylemekte. Matta ise Yuhanna ve Markus’tan aktarıyor. Her biri elindeki İncil nüshalarından aktarma yapıyor. Bu yüzden benim önerdiğim keşif okuması yapıldığında hiçbir karışıklık olmayacak, karışıklıklar ve yanlışlar giderildikten sonra bu iki nüsha arasındaki benzerlikler olduğu bilinecektir.

Ortaya çıkan benzerliklere bakarsak, birinci bölümde Matta, Markus, Luka ve Yuhanna’dan müteşekkil dört İncil arasında uyum olduğunu görürüz. İkinci bölümde sadece Markus’la Yuka arasında, üçüncü bölümde Matta, Luka ve Yuhanna arasında, dördüncü bölümde Matta, Markus ve Yuhanna arasında, beşinci bölümde Matta ile Luka arasında, altınca bölümde Matta ve Markus, arasında, Yedinci bölümde Matta ve Yuhanna arasında, sekizinci bölümde Luka ile Markus arasında, dokuzuncu bölümde Luka ile Yuhanna arasında, onuncu bölümde başka İncillerde olmayan her birin İncilin kendine has ifadeleri olduğunu görmekteyiz

Rakamlar siyah renkte olacak ve bu anlamın bulunduğu İncil’i göstermesi için hemen altında kırmızı renkli başka bir rakam olacak. Kitap açıldığında hangi bölümün hangi tercümeye ait olduğunun bilinmek istenmesi durumunda aşağıda eklediğim rakamlar sayesinde bunu bilmek mümkün olacak. Listelerin bulunduğu sayfaların başına dönüldüğünde ve her İncil’in başında hangi bölümü kimin tercümesi olduğunun belirlenmesi sayesinde her farklı başlığın yazarının rakamını bulmak mümkün olacaktır. Bu son bölümün yakınlarında birbirine benzeyen maddelerin isimleri bulunacak. Böylece aynı bölümde bulunan rakamlara muttali olmak mümkün olacak. Bu bilgilerin kontrolünden sonra belirlenen rakamlar takip edilerek istenen her kısma ulaşılabilecek. Ayrıca birbirine benzeyen bölümler de bilinecek. (B)

İsa Mesih sayesinde hayırlarda olmanızı ve beni unutmamanızı rica ediyorum Ey Papa Hazretleri!

Kaynak: TimeTürk

Ahiret Belgeseli





Açıklama : Bu film, İmam-ı Gazali hazretlerinin Mükaşefet'ül Kulüb (Kalplerin Keşfi) isimli eserinin; ölüm, kabir, kabir suali, kabir azabı, kıyamet, diriliş, mahşer, mizan, sırat, şefaat, cehennem ve cennet ile ilgili bölümlerinden derlenmiştir.

Tür : Belgesel, Anlatım

Yapım : 2008

Süre : 66:39

Büyüklük : 481 MB

Ebatlar : 640x368

Format : AVI

Linkler :

Rapid Share : Part 1 İNDİR - Part 2 İNDİR - Part 3 İNDİR - Part 4 İNDİR - Part 5 İNDİR

Mega Upload : Full İNDİR

Veoh : Full İZLE/İNDİR

Mega Video : Full İZLE

Emekli Paşa Mason Üstadı Çıktı

Emekli Tuğamiral İlker Güven’in evinde yapılan aramada masonik belgeler ele geçirildi.



Masonik belgeler, TSK personelinin mason derneklerine üye olmalarının yasak olmasına rağmen Tuğamiral Güven'in 1994 yılında Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası'na üye, 1998'yılında da Mason Üstadı olduğunu ortaya koydu.

Evde yapılan aramada Güven'in 1994'te yapılan Büyük Kulüp'e üyelik ile Yeniden Müdafa-i Hukuk Hareketi Derneği kurucusu olduğunu gösteren belgeler bulundu. Güven, emekliye ayrıldıktan sonra Atatrükçü Düşünce Derneği'ne de üye olmuştu.

Genelkurmay Başkanlığı, 2002'de imza karşılığı tebliğ edilmek üzere yayınladığı emirde; İç Hizmet Kanunuína göre subayların mason derneklerine, lions ve rotary kulüplerine üye olmasının yasak olduğunu hatırlatmıştı. Emirde, bazı TSK personelinin yasağı ihlal ettiğinin tespit edildiğine de dikkat çekilmişti.

Bugün

Youtube ve Google'da Artık Özgürlük Dönemi Sona Eriyor

ABD’de bir mahkeme, YouTube’a sitedeki videoları izleyen milyonlarca kişi ile ilgili tüm bilgileri açıklaması emrini verdi.



HER ay 10 milyonun üzerinde kullanıcı tarafından ziyaret edilen dünyanın en popüler video paylaşım sitesi YouTube’ta artık özgürlük dönemi sona erdi. ABD’de bir mahkeme, YouTube’a sitedeki videoları izleyen milyonlarca kişi ile ilgili tüm bilgileri açıklaması emrini verdi.

Bu bilgiler arasında hangi videonun kaç kere, hangi tarihte izlendiği, saat kaçta izlendiği, varsa izleyenlerin kullanıcı adları ve kullanıcının IP numarası gibi kayıtlar var. Bu kararın arkasında Paramount Pictures, MTV, DreamWorks ve Nickelodeon’ı da elinde bulunduran medya devi Viacom’un YouTube’a açtığı dava var. Viacom, sitede 150 binin üzerinde telif yasalarına aykırı video bulunduğu gerekçesiyle geçen yıl YouTube’un sahibi Google’a 1 milyar dolarlık dava açmıştı. Davaya bakan yargıç Louis Stanton, YouTube’un erişim bilgilerinin Viacom’a verilmesini kararlaştırdı. Google ise toplam 12 terabayt büyüklüğündeki bu bilgilerinin aktarılmasının büyük zorluk olacağını savunuyor.

Kararın ardından sanal dünyada kişi haklarını koruyan dernekler bunun “özgürlüğe darbe” olduğunu belirterek, ayağa kalktı. Ancak şirket elde edeceği bu bilgileri sadece YouTube’a karşı mücadelesinde kullanacağını, kullanıcıların mahremiyetine saygı göstereceğini açıkladı. Bu kararın ardından Viacom isterse, hangi kullanıcının hangi videoyu seyrettiğini belirleyebilir. Ama kullanıcının adına ulaşmaları pek kolay değil. Her bilgisayara özel olan IP adresini ise genelde internet hizmeti veren şirketler belirliyor.

Dolayısıyla Viacom, bir IP adresi hakkında bilgi almak isterse servis sağlayıcı şirketi aramak zorunda. Bu kararın diğer şirketler için de geçerli olabileceği belirtiliyor.

YouTube’a ilk isyan Premier Lig için geldi

Amerİkan mahkemesi nin verdiği bu karar sonrası ilk başvuran ise İngiltere Premier Ligi yayıncı kuruluşu oldu. Maçların önemli anlarının YouTube’da yayınlanmasından şikayetçi olan şirket, Viacom davasında alınan sonuçların kendileri için de geçerli olması için mahkemeye başvurdu.

itibarhaber

BBC'nin Hazırladığı Belgeselle 11 Eylül Yeniden Alevlenecek



ABD'de 11 Eylül 2001'de düzenlenen kanlı saldırılarla ilgili 'komplo teorileri', İngiliz yayın kuruluşu BBC'nin hazırladığı belgeselle yeniden alevlenecek.

BBC, Komplo Dosyaları adlı programda, özellikle New York'ta Dünya Ticaret Merkezi İkiz Kulelerinin yanında bulunan 47 katlı 7 nolu binanın çöküşüyle ilgili sorular üzerine eğilecek.

İkiz Kuleler'in yıkılışından yedi saat sonra aniden çöken bina, yıkımın kontrollü olarak gerçekleştiğini öne süren komplo teorilerine de en önemli gerekçeyi teşkil etmişti.

Binanın yıkışılına iliklin resmi inceleme sonucu hazırlanan raporun, bu ay sonunda açıklanması beklenirken, yetkililerin, İKiz Kulelerdeki yangının 7 numaralı binanın çökemsine neden olduğunu söyleyecekleri tahmin ediliyor.

Bununla beraber BBC'nin, komplo teorilerini alevlendirecek şekilde, 7 numaralı binanın sadece yangın nedeniyle yıkılan dünyadaki ilk ve tek gökdelen olduğuna işaret edeceği belirtiliyor.

BBC'den yapılan açıklamada, programın, gerçekte neden olduğu ve niçin bazı insanların, olayda bir kasıt olduğuna inandıklarını belirlemeyi amaçladığı belirtildi.

Bush yönetiminin teröre karşı savaş doktrinine esas teşkil eden ve Afganistan ile Irak savaşlarına gerekçe olarak kullanılan 11 Eylül saldırıları, üzerinden geçen yedi yıla karşın hâlâ hararetli tartışmalara yol açıyor.

Aralarında ünlü akademisyenler ve bilimadamlarının da bulunduğu sayıları giderek artan bir grup, saldırılarla ilgili resmi söyleme karşı çıkarak, olayın bir tertip olduğunu öne sürüyor.

itibarhaber

Yahudi Şarkıcı Ezan Okununca Konsere Ara Verdi



Küdus doğumlu şarkıcı Yasmin Levy, önceki akşam Esma Sultan Yalısı'nda bir konser verdi. Yahudi bir ailenin kızı olan Levy, şarkıları kadar düşünceleriyle de müzik piyasasında konuşuluyor. İzmir doğumlu Isaac Levy'in kızı olan Leyv, İsrail kurulduğunda Arapların evlerinden uzaklaştırıldığını ve Yahudilerin onların yerlerine yerleştirildiğini, bunun haksız bir durum oluşturduğu gibi düşünceleriyle de dikkatleri çekiyor.

Konserine 'Türkiye'yi evim gibi görüyorum' diyerek başlayan Leyv'in Esma Sultan Yalısı'ndaki programına ilgi de büyük oldu. Esma Sultan Yalısı'nın önü saatler önceden konser için gelenlerin kuyruğu ile doldu. Konserinde İstanbul'u ve Türkiye'yi çok sevdiğini söyleyen Levy unutulmaz şarkılarını Türk hayranları için söyledi. Konserinde Levy, ikinci parçasından sonra Türkçe olarak 'Ezan'a saygı' diyerek konserine ara verdi. Ezan sonrası konserine kaldığı yerden devam eden ünlü şarkısı gecenin ilerleyen vakitlerine kadar sahnede kaldı.

Yeni Şafak

"İslam'la Yeniden Doğdum"

“Müslüman olduktan sonra kendimi yeniden doğmuş gibi hissetmeye başlamıştım. Bu his Müslüman olduktan sonra beni hiçbir zaman terk etmedi.”



Dünyada İslam'a olan ilgi her geçen gün daha da artıyor. Bu ilginin merkezlerinden biri de Uzakdoğu dinlerinin yıllardır revaçta olduğu Japonya… Son 5 yıldır İslam'a büyük ilgi gösteren Japon Gençliği tıpkı Leyko Hanım gibi huzur ve mutluluğu İslam'da buluyor. Bir zamanlar Budizme inanan Leyko Hanım; Ürdün, Suriye ve Türkiye'ye yaptığı ziyaretler sonucu Müslüman olmaya karar vererek ismini Leyla olarak değiştirmiş. “Müslüman olduktan sonra kendimi yeniden doğmuş gibi hissetmeye başladım. Bu his beni hiçbir zaman terk etmedi.” diyen Leyla Hanım'ın hem Müslüman oluş serüveni, hem de İslam ve Müslümanlarla ilgili tespitleri oldukça ilginç.

ADEM ÖZKÖSE-ŞAM

-Nasıl bir ortamda büyüdünüz? Bize ailenizden ve çevrenizden bahseder misiz?

Hiroşima'da büyüdüm. Ailem ve çevrem Budist'ti. Evimizde küçük bir Buda Heykeli vardı ve Buda'nın önünde eğilerek ona ibadet ederdik. Bazı özel günlerde de evimizdeki Buda Heykeli için törenler düzenler, ona çeşit çeşit tatlılar, meyveler ve yemekler ikram ederdik. Buda'nın yaşayan ruhunun ikram ettiğimiz yiyecekleri yediğine inanırdık. Bir gün geçtikten sonra da annem Buda'ya ikram ettiğimiz yemekleri bu sefer bize yedirirdi. Özellikle liseye başladığım yıllar Buda için evde yapılan törenlere katılmamaya, Buda'ya ibadet etmemeye başladım.

“KALBİM BUDA'YI İSTEMİYORDU”

-Niçin? Buda'nın neyi sizi rahatsız ediyordu?

Kalbim istemiyordu. Buda'ya secde etmeye başladığım andan itibaren içimde büyük bir acı hissediyordum ve kalbim patlayacak gibi yanmaya başlıyordu. Sanırım fıtratım Buda'ya ibadet etmemi kabul etmiyordu. Hatta annem bu durumumu fark edince, benim Buda'nın ruhunun azabına uğradığımı düşünmeye başladı.

-Lise yıllarınızda İslam ve Müslümanlar hakkında ne düşünüyordunuz?

İslam hakkında çok fazla bir şey bilmiyordum. Sadece okul kitaplarında diğer dinler hakkında olduğu gibi İslam'la ilgili de kısa bilgiler vardı. Bir de televizyonda İslam Ülkeleriyle ilgili birkaç belgesel seyretmiştim. İslam hakkında zihnimde net bilgiler yoktu, fakat her Japon gibi ben de Buda'ya inanmadıkları için Müslümanların sapkın kafirler olduklarını düşünüyordum.

-Daha sonra ne oldu? Müslüman olma serüveninizi dinleyebilir miyiz?
Liseyi bitirdikten sonra Tokyo'ya gittim ve Tokyo'da bir elbise şirketinde çalışmaya başladım. Tokyo'da bulunduğum yıllar zihnim sorularla dolmaya başladı. Sabahlara kadar düşünüyordum ve kendi kendime sorularıma cevaplar arıyordum.

“JAPON TOPLUMU TIPKI BİR MAKİNA GİBİ”

-Ne tür sorular?

Ben doğmadan önce 3 kardeşim aralıklarla annemin karnında ölmüşler. Kendi kendime; “Niçin kardeşlerim dünyaya gelmeden öldüler ve ben niçin dünyaya geldim” diye soruyordum. Ayrıca bu dünyada niçin yaşadığımı, ölünce nereye gideceğimi, hayatın anlamının ve hakikatin ne olduğunu merak ediyordum. Budizimden iyice uzaklaşmıştım; çünkü Budizmin felsefesi ve Buda için yapılan ibadetler bana çok saçma geliyordu. Bu arada Japon Toplumunun yaşamını da sorgulamaya başladım. İnsanlar sürekli çalışıyorlardı ve makinelerden pek fazla farkları yoktu. Bu insanlar dünyaya sadece çalışmak için mi gelmişlerdi. Bir çok soru soruyordum; fakat bu sorulara cevap bulamıyordum. İyice bunalıma girmiştim. Bu nedenle yaz gelince iznimi kullanmak için şirketten ayrıldım. Seyahat etmenin bana iyi gelebileceğini düşündüm. Şirketteki arkadaşlarımın bir çoğu tatillerini geçirmek için Amerika veya Fransa gibi meşhur Batı ülkelerine gitme kararı almışlardı. Bu tercih bana çok cazip gelmedi. İnternette araştırma yaparken Suriye ve Ürdün dikkatimi çekti. Arap ülkeleri Japonya'da pek fazla bilinmiyordu. Benim içimde de Arap ülkelerine karşı uzun zamandır merak vardı. Bu nedenle bir tur şirketiyle Ürdün ve Suriye'yi ziyaret etme kararı aldım.

“ARAPÇA HATLAR BENİ ÇOK ETKİLEDİ”

Ürdün'de 3 gün kaldıktan sonra Suriye'ye geçtik. Suriye'yi gezmeye ilk olarak Emevi Camii'nden başlayacaktık. Emevi Camii'ne girdikten birkaç dakika sonra ezan okunmaya başladı. Ezanı dinledikçe kalbime huzur dolmaya başladı. Caminin avlusunda bir köşeye oturup ezanı bitene kadar dinledim ve daha sonra da camiyi gezmeye başladım. Çocukluğumdan beri sanatla uğraşan biriydim. Hatta kendime ait bazı sanatsal çalışmalarım da vardı. Camiyi gezerken Arapça yazılmış hat yazıları dikkatimi çekti. Hayatımda bu kadar muhteşem bir sanat eseri görmemiştim. Yazıları anlamıyordum; fakat yazılardaki sanatsal yön beni aşırı derecede etkiledi. Emevi Camii'nde şimdiye kadar hiçbir mekanda hissetmediğim bir huzur vardı ve hatları incelerken ruhumdaki bu huzur daha da artıyordu. Arapça yazılara hayran kalmıştım, bu nedenle Japonya'ya döner dönmez Arapça'yı ve Arapça yazmayı öğrenmek için bir kursa başladım. Arapça İslam'la ilgili yeni bilgiler öğrenmemi de sağlıyordu ve İslam'a olan ilgim her geçen gün daha da artmaya başladı. 1 sene böyle geçti ve daha sonraki yaz tatilimde de Türkiye'ye gittim. İstanbul,Bursa, Kayseri ve Konya'yı gezdim. Bu gezim esnasında sürekli olarak camileri ziyaret etmek istiyordum. Camileri her ziyaret edişimde ruhum size anlatmakta zorlanacağım derecede huzura eriyordu. Özellikle Konya ve Kayseri'de insanlar bize çok iyi davrandılar. Türk Kadınları bizi evlerine davet edip yemek ikram ettiler. Bu durum bana çok garip geldi. Çünkü Japonya'da insanlar tanımadıkları yabancıları evlerine kesinlikle davet etmezler. Türklerin bu sıcak tavırları İslam'a olan ilgimi daha da arttırdı. Türkiye'den Japonya'ya döndükten birkaç gün sonra da Kur-an'ın tercümesini okumaya başladım. Kur'an zihnimdeki bütün sorulara cevap veriyordu. Bana hayatın manasını öğretiyor ve dünyada nasıl yaşamam gerektiğini anlatıyordu. Özellikle dünyanın yaratılması ve kainatın işleyişiyle ilgili ayetlerden çok etkilendim. Kur'an okudukça Allah'ın büyüklüğünü daha da iyi kavrıyordum ve yaratıcı karşısındaki konumumu fark ediyordum. 2 hafta içinde Kur-an'ın Japonca tercümesini baştan sona bitirdim.

-Müslüman olmaya ne zaman karar verdiniz?

İslam'ın hakikat olduğunu anlamama rağmen Müslüman olmaya hemen karar vermedim.

-Niçin?

Kendimi İslam'a girmek için hazır hissetmiyordum. Çünkü Müslüman olmaya karar verdiğimde yeni bir hayata adım atacaktım ve yıllardır sürdürdüğüm alışkanlıklarımın bir çoğunu terk etmem gerekecekti. Kur'an okuduktan sonra İslam'la ilgili araştırmalarımı daha da arttırdım. Özellikle hadis kitapları beni İslam'a hazırladılar. Hadisler sayesinde eski alışkanlıklarımın yerini alacak yeni alışkanlıklar edindim. 6 ay kadar süren bu araştırma sürecinin ardından Tokyo'daki İslam Merkezi'ne giderek Kelime-i Şehadet getirdim ve Müslüman oldum.

-Müslüman olduktan ne kadar zaman sonra örtündünüz?

Kelime-i Şehadet getirdikten hemen sonra örtündüm ve örtümü bir daha çıkarmadım. Hatta Müslüman olduktan bir gün sonra çalıştığım şirkete başım örtülü bir şekilde gittim. Şirketin müdürü başörtülü bir şekilde çalışamayacağımı söyledi, ben de hemen şirketten istifa ettim.

-İşsiz kalınca üzülmediniz mi?

Hayır. Çünkü kalbimde Allah'a karşı büyük bir iman oluşmuştu. Ona tevekkül ediyordum ve Allah'ın beni yalnız bırakmayacağını biliyordum. Allah'a iman etmiştim ve ne olursa olsun onun bana emrettiği gibi bir hayat sürmeye karar vermiştim. Daha sonra da başörtülü olarak çalışabileceğim başka bir şirkette işe başladım. Müslüman olduktan sonra kendimi yeniden doğmuş gibi hissetmeye başlamıştım. Bu his beni hiçbir zaman terk etmedi.

“BAŞÖRTÜM HERŞEYİM”

-Başörtüsü sizin için ne anlama geliyor?

Başörtüsü benim her şeyim. Örtüm başımda olduğu zaman Allah'ın bana olan şefkat ve sevgisinin daha fazla arttığını hissediyorum.

-İslam'a girdikten sonra Müslümanlarla ilgili hayal kırıklıklarınız oldu mu?

Evet, hem de çok… Bazı Müslümanların İslam'ın emirlerini yerine getirmemeleri beni çok şaşırttı, hatta bu durum nedeniyle bir çok kez ağladığımı hatırlıyorum. Müslümanlar İslam'ı çok iyi yaşamasalar da İslam'a ve Peygamber efendimize karşı içimde çok büyük bir sevgi var. Bir de Hz. Hatice'yi çok seviyorum ve elimden geldiği kadar Hz. Hatice'yi kendime örnek almaya çalışıyorum.

-Japonya'da İslam'a olan ilgi şu an ne durumda?

Allah'a şükür çok iyi. İslam Merkezi'nden aldığım bilgilere göre her gün en az 5 Japon Kelime-i Şehadet getirerek Müslüman oluyormuş. Önümüzdeki yıllar bu sayının daha da fazla artacağını düşünüyoruz.

-Siz, bir başkasının İslam'a girmesine vesile oldunuz mu?

Evet. İki Japon Arkadaşım benim davetimle İslam'a girdiler. Bir arkadaşım Ayet, diğer arkadaşım da Zeki ismini aldılar.

-Tekrar Japonya'ya dönmeyi düşünüyor musunuz?

2 sene daha Şam'da kalıp Arapçayı öğrendikten sonra Japonya'ya geri döneceğim. Çünkü Japonların İslam'ı iyi bilen davetçilere ihtiyacı var.

GERÇEK HAYAT DERGİSİ

Arz-ı Mev'ud Gerçekleşecek mi?



İran’a saldırı, sadece, bölgenin enerji kaynaklarını kontrol altında tutma ya da İran’ın nükleer silah elde etmesini önleme amacını ötesinde olacaktır. Zira, 111 yıl önce alınan ‘100 yıl içinde Arz-ı Mevud’un gerçekleştirilmesi’ henüz gerçekleştirilemedi. Arz-ı Mevud için girişilecek bir savaş, bir anlamda var olma ya da yok olma anlamına geliyor.

HERŞEY BASEL’DEKİ SİYONİST KONGRE’DE BAŞLAMIŞTI

Basel’de 1897’de toplanan Birinci Siyonist Kongresi’nde alınan kararların başında 50 yıl içerisinde Filistin toprakları üzerinde İsrail devletinin kurulması, 100 yıl içerisinde de Türkiye’nin Güneydoğu’sunu da içine alan Nil’den Fırat’a kadar ‘Büyük İsrail’ devletinin kurulması kararlaştırılmıştı.

İLK KARAR ZAMANINDA GERÇEKLEŞTİRİLDİ

Amerika ve Avrupa’daki Yahudi sermayedarların çabası sonucu Birinci ve İkinci Dünya Savaşları öncesi ve sonrasında Filistin’e başlatılan göç ve ardından yine bu sermayedarların Batı’da kurdukları lobi sayesinde 50 sene içerisinde İsrail devleti kuruldu.

REFAH VE HİZBULLAH’IN ORTAYA ÇIKMASI

İlki başarıyla gerçekleştirilen Siyonist Kongre kararlarının ikincisi olan Arz-ı Mevud ya da vaad edilmiş topraklarda Büyük İsrail’in kurulması ise 1990’ların sonlarında gerçekleşmesi gerekiyordu. Ancak 2008’in ortasında olmamıza rağmen, henüz Büyük İsrail kurulamadı ve Mesih’in dünyaya dönmesi gecikti. Kimilerine göre, Türkiye’de ya da diğer Ortadoğu ülkelerindeki iç ya da dış siyasi gelişmeler, Birinci Siyonist Kongresi’nde alınan kararlarla yakından ilişkili. 1996’da Türkiye’de Refah Partisi’nin iktidara gelmesi, Lübnan’da Hizbullah’ın güçlenmesi gibi etkenler, birçok siyasi uzman tarafından Büyük İsrail’in kurulmasını engellediği ya da en azından geciktirdiği şeklinde yorumlanıyor.

PLAN GECİKTİKÇE, ENDİŞELER ARTIYOR

111 yıl önce alınan ve 100 yıl içinde gerçekleştirilmesi planlanan Büyük İsrail ideali, Siyonist Yahudileri endişelendiriyor. Zira, İsrail’in son dönemde ABD’ye İran’a saldırması konusunda yaptığı ve baskı ve yine kendisinin İran’a yönelik retoriğini sertleştirmesi, gecikmiş bir planın bir an önce gerçekleştirilmesi amacına da bağlanabilir.

PETROLLER VE NÜKLEER SİLAHLAR TEK BAŞINA AÇIKLAMIYOR

ABD ya da İsrail’in İran’a yönelik saldırı planı, tek başına bölge petrollerini kontrol altında tutma ya da İran’ın nükleer silah elde etmesini engellemeye yönelik bir çaba olarak açıklanamaz. Zira, İran şimdiye kadar Uluslar arası Atom Enerjisi ve Batılı devletlerle işbirliği yapmaya hazır olduğunu defalarca dile getirmesine rağmen, ABD ve İsrail’in tonu sertleşen tehditleri, Mesih’i bekleyen ve geciktikçe endişelenen Siyonist laik Yahudiler ile Siyonist dindar Yahudilerin 111 yıl önce alınmış bir kararı hayata geçirme çabasıyla açıklanabilir.

VAR OLMA YA DA YOK OLMA MÜCADELESİ OLACAKTIR

İran’a yönelik bir saldırı, bir anlamda tüm bölgeyi içine alacak bir Üçüncü Dünya Savaşı, hatta daha da ötesi, birileri için kıyamete kadar var olma, diğerleri içinse kıyamete kadar köle ya da yok olma anlamı taşıyacaktır. Arz-ı Mevud için bastıran ABD ve İsrail, bunu gerçekleştiremezse, Batı’nın temelini oluşturan Hıristiyan-Yahudi medeniyeti üstünlüğünü kaybedecek ve üstünlük yeniden İslam’a geçecektir. İran’a saldırı, var olma ya da yok olma anlamı taşıyor. Ancak yok olma riski bile İsrail’i planından vazgeçiremiyor.

itibarhaber

Kitap ve Sünnet Işığında Dünya ve Ötesi





Açıklama : Bu belgesel filmde inşaallah, Kur'an-ı Kerim ve Hadis-i Şerifler ışığında kişiyi Cennet'e veya Cehennem'e götüren ameller hakkında bilgiler edineceksiniz. Ayrıca filmde, tarih boyunca ve günümüzde insanların ahiret ve bu bağlamdaki hayat felsefelerini izleyeceksiniz.

Kategoriler : Din, Tarih, Psikoloji, Sosyoloji

Tür : Belgesel

Süre : 64:40

Büyüklük : 699 MB

Ebatlar : 640x368

Format : AVI

Linkler :

Rapid Share : Part 1 İNDİR - Part 2 İNDİR - Part 3 İNDİR - Part 4 İNDİR - Part 5 İNDİR - Part 6 İNDİR - Part 7 İNDİR

Mega Upload : Part 1 İNDİR - Part 2 İNDİR

You Tube : 6 Bölüm İZLE

ASELSAN'dan Sonra TAI'de 3 Şüpheli Ölüm


Aselsan'da geçtiğimiz yıllarda dört mühendisin intiharının üzerindeki sır perdesi henüz aydınlatılamazken, TAI'de (Turkish Aerospace Industries) son dönemde meydana gelen ölümlerin de mercek altına alındığı öğrenildi. Bu ölümlerle ilgili savcılığın soruşturma yürütüldüğü bildirildi.

Alınan bilgiye göre, TAI'de son dönemde dört ayrı ölüm gerçekleşti. TAI'de yılbaşından bu yana meydana gelen ölümler üzerine savcılığın yürüttüğü soruşturmada bütün ölümlerin en ince detayına kadar mercek altına alındığı kaydedildi. Fabrikada 'kaza' sonrası yaşamını yitiren iki işçi ve geçtiğimiz aylarda TAI'ye giriş yaptıktan sonra kalp krizi geçirerek yaşamını yitiren güvenlik görevlisinin de bu kapsamda değerlendirildiği de bildirildi.

Son olarak geçtiğimiz hafta evinde kalp krizi sonrasında yaşamını yitiren TAI'nin eski F - 16 test pilotu Şener Koltuk'un da bu kapsamda değerlendirildiği öğrenildi. Evindeki ölümü sonrasında Koltuk'un naaşına Adli Tıp Kurumu'nda otopsi yapıldığı ve yakınlarının da ifadelerine başvurulduğu bildirildi.

ASELSAN'DAKİ ÖLÜMLER

Bilindiği gibi geçtiğimiz yıllarda ASELSAN'da çeşitli ölümler meydana gelmiş ancak bu ölümlerin üzerindeki sır perdesi kaldırılamamıştı. Ölümler şöyle gerçekleşmişti:

- ASELSAN'da kritik projelere imza atan 31 yaşındaki makine mühendisi Hüseyin Başbilen, 7 Ağustos 2006'da aracının içinde ölü bulunmuştu.

- Birkaç ay sonra yine aynı kurumda 3 yıldır çalışan elektrik mühendisi 30 yaşındaki Alim Ünsem Ünal 16 Ocak 2007'de başından vurulmuş halde ölü bulunmuştu.

- Son olarak, 26 yaşındaki elektrik mühendisi Evrim Yançeken'in 26 Ocak 2007'de 6'ncı kattaki evinin penceresinden atlayarak intihar ettiği bildirilmişti.

Adı geçen 3 kişinin de ODTÜ mezunu oluşu dikkat çekerken, bu kişilerin Aselsan'ın özel ve önemli projelerinde görev alan kişiler olması, kayıtlara “intihar” olarak geçen ölümlerle ilgili soru işaretlerini arttırmıştı.

ajanslar

İlber Ortaylı İle Tarih




Osmanlı Ailesi

http://rapidshare.com/files/116322805/osmanl__aile.part1.rar
http://rapidshare.com/files/116335787/osmanl__aile.part2.rar


Ülkemizde Eski Eserler

http://rapidshare.com/files/116356170/Turkiyede_Eski_Eserler.part1.rar
http://rapidshare.com/files/116342537/Turkiyede_Eski_Eserler.part2.rar


Osmanlı Ordusu

http://rapidshare.com/files/115109374/TRT-_OSMANLI_ORDUSU_ILBER_ORTAYLI_ILE.part1.rar
http://rapidshare.com/files/115096131/TRT-_OSMANLI_ORDUSU_ILBER_ORTAYLI_ILE.part2.rar


16-17 YY Osmanlı Devleti

http://rapidshare.com/files/117616396/TRT-Ilber.Ortayli.16-17yyda_Osmanl_-manas.part1.rar
http://rapidshare.com/files/117624661/TRT-Ilber.Ortayli.16-17yyda_Osmanl_-manas.part2.rar


Lale Devri

http://rapidshare.com/files/117632988/TRT-Ilber.Ortayli.Lale.Devri.21.09.07.KcK.part1.rar
http://rapidshare.com/files/117639394/TRT-Ilber.Ortayli.Lale.Devri.21.09.07.KcK.part2.rar


Harem

http://rapidshare.com/files/117646270/harem.part1.rar
http://rapidshare.com/files/117652124/harem.part2.rar


Kitaplar Kütüphaneler Kültür

http://rapidshare.com/files/117658148/kitap_kuetuephane__kueltuer.part1.rar
http://rapidshare.com/files/117663352/kitap_kuetuephane__kueltuer.part2.rar


Tarih Bİlinci

http://rapidshare.com/files/117670361/Tarih_Bilinci.part1.rar
http://rapidshare.com/files/117674343/Tarih_Bilinci.part2.rar


Tarih Kitapları

http://rapidshare.com/files/117681617/Tarih_kitaplar_.part1.rar
http://rapidshare.com/files/117687943/Tarih_kitaplar_.part2.rar


Kadılık

http://rapidshare.com/files/117697176/TRT-Ilber_Ortayli_ile__KADI_.part1.rar
http://rapidshare.com/files/117705168/TRT-Ilber_Ortayli_ile__KADI_.part2.rar


Batılılaşma

http://rapidshare.com/files/117715856/TRT-Ilber.Ortayli.Batililasma.manas.part1.rar
http://rapidshare.com/files/117727146/TRT-Ilber.Ortayli.Batililasma.manas.part2.rar


Osmanlı Futuhatı

http://rapidshare.com/files/117738132/TRT-Ilber.Ortayli.Osmanl_.Fuetuhat_.part1.rar
http://rapidshare.com/files/117747975/TRT-Ilber.Ortayli.Osmanl_.Fuetuhat_.part2.rar


Oryantalizm

http://rapidshare.com/files/117760373/oryantalizm.part1.rar
http://rapidshare.com/files/117770633/oryantalizm.part2.rar


Osmanlı Balkanlarda Nasıl İlerledi ...

http://rapidshare.com/files/117782495/TRT-Ilber.Ortayli.Osmanli.Balkanlarda.Nasil.ilerledi.KcK.part1.rar
http://rapidshare.com/files/117819165/TRT-Ilber.Ortayli.Osmanli.Balkanlarda.Nasil.ilerledi.KcK.part2.rar


Yükselme

http://rapidshare.com/files/117833250/Osmanl__Yuekselme.part1.rar
http://rapidshare.com/files/117842581/Osmanl__Yuekselme.part2.rar


Paşalık

http://rapidshare.com/files/117970252/Osmanl__Pa_alar_.part1.rar
http://rapidshare.com/files/117977188/Osmanl__Pa_alar_.part2.rar


Osmanlı Padişahları

http://rapidshare.com/files/117987451/osmanl__padi_ahl_k.part1.rar
http://rapidshare.com/files/117994512/osmanl__padi_ahl_k.part2.rar


Suriye 1

http://rapidshare.com/files/118008303/Suriye_1.part1.rar
http://rapidshare.com/files/118022493/Suriye_1.part2.rar


Suriye 2

http://rapidshare.com/files/118036080/Suriye_2.part1.rar
http://rapidshare.com/files/118049204/Suriye_2.part2.rar


19.YY Sarayları

http://rapidshare.com/files/118062669/19.yy_saraylar.part1.rar
http://rapidshare.com/files/118072791/19.yy_saraylar.part2.rar


Kanuni Devri

http://rapidshare.com/files/118086920/Kanuni_Devri.part1.rar
http://rapidshare.com/files/117959132/Kanuni_Devri.part2.rar


Rar Şifreleri : mazlumdanyana

Vakit'ten Başbuğ'la İlgili İkinci İlginç İddia



Daha önce isim vermeden 'Ağlama Duvarı'nda bir bürokrat' başlığıyla yayımladığı haberde, Org. Başbuğ'a ait olduğu belirtilen Kudüs'teki Ağlama Duvarı önünde çekilmiş sivil kıyafetli fotoğraflara yer veren Vakit gazetesi, dün de Başbuğ'la ilgili ikinci bir belgeyi daha gündeme taşıdı.

Gazete, belgenin Org. Başbuğ'un 'Büyük Kulüp'e (Cercie d'Orient) yaptığı üyelik başvurusuyla ilgili olduğunu iddia etti.

Haberde, 'yaklaşık 160 mason üyesi bulunan derneğe yapılan başvurunun kabul edildiğinin anlaşıldığı' ifade edildi. Ardından şöyle denildi: 'Paşa'nın dernekte ne görev alacağı ve neden üye olduğu merak ediliyor.'



Habereditör

Beyinlere Çip Yerleştirecekler


İngiliz eğitim uzmanı Chris Parry, 30 yıl sonra derslerin öğrencilerin beynine özel çiplerle yükleceğini söyledi.

İngiltere'deki Bağımsız Okullar Konseyi Başkanı deneyimli eğitimci Chris Parry, "matrix- tarzı" eğitimi tanımlarken şöyle dedi:

"Kablosuz teknoloji sayesinde 30 yıl sonra elektronik bağlantılarla beyne istenen bilgi aktarılabilecek. Öğrenciler dersleri hatta öğrenmek istedikleri dilleri doğrudan Matrix filminde olduğu gibi yükleyebilecek."

Sabah

Hz. Muhammed'in Dilinden Deccal


Online Videos by Veoh.com

ABD-İsrail'in Korkunç Planı


İsrail'de inşaat alanında faaliyet gösteren tek yabancı şirket olan Yılmazlar Grup'un Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet R. Yılmaz, ABD Başkanı George Bush'un İsrail'e, görev süresi bitmeden İran'a harekat yapılacağı güvencesi verdiğini ve 3. Dünya Savaşı'nın başlayabileceğini ifade ettiğini savundu. Yılmaz, “İran'a saldırı yapılırken, Irak'ın Kuzeyinde kendine uygun bir yapıyı temin etmek isteyen Amerika ve İsrail Türkiye'nin duyarsızlığını ve iç meseleleri ile uğraşmasını fırsat bilerek Türkiye aleyhinde birçok gelişmenin önünün açılmasına sebep olabilirler” dedi.

Yılmazlar Grup Yönetim Kurulu Başkanı Yılmaz, yaptığı yazılı açıklamada, Amerika'da demokrat, savaş karşıtı ve potansiyel Müslüman olarak görülen Barak Obama'nın Bush Hükümeti ve İsrail'i son derece rahatsız ettiğini belirtti. Obama'ya güvenemeyen İsrail'in, İran'a harekat konusunda Bush'un görevden ayrılmasından önce harekete geçmesini istediğini ifade eden Yılmaz, Bush'un İsrail'in 60. kuruluş yıldönümü törenlerinde İsrail' bu güvenceyi verdiğini savundu. Yılmaz şöyle konuştu:

“Geçen hafta İsrail Meclisinde konuşan Bush ve kabinesi, görev süresi bitmeden İran'a harekat yapıp Obama'yı çaresiz bırakma konusunda İsrail'e güvence verdi. İsrail için Yahudi tarihinde en önemli olay sayılan 1.yy 'da Roma imparatorluğu tarafından İsrail'in yıkılışını hatırlatıp, İran'a gönderme yaparak, İsrail'in bir daha asla bu duruma düşmeyeceği ve 307 milyon Amerikalının bu konuda her türlü mücadeleyi vereceğinin sözünü verdi. Görevden ayrılmadan İran'a bir saldırı düzenlenebileceğinin altını çizdi ve bunun da 3. Dünya savaşının başlangıcı olacağını ifade etti. Bush tarihte İsrail'i düşmanlarına karşı koruyan ve Romalılar tarafından yıkılan surları (MASADA) referans gösterip, size söz veriyorum 'MASADA bir daha düşmeyecek' diyerek ant içti.”

İran'a harekatın gerçekleştirilmesi durumunda, Irak'ın kuzeyinde kendine uygun bir yapıyı temin etmek isteyen Amerika ve İsrail'in, Türkiye'nin duyarsızlığını ve iç meseleleri ile uğraşmasını fırsat bilerek, Türkiye aleyhinde bir çok gelişmenin önünün açılmasına sebep olabileceği görüşünü dile getiren Yılmaz şunları söyledi:

“Ne yazık ki, yanı başımızda bu meseleler hakkında kararlar alınırken bizler, kendi içerimizde bir birimizle didişerek enerjimizi içerde tüketmeye devam ediyoruz. Acilen Türkiye kendisini her alanda güçlendirerek çok kısa bir süre içerisinde yanı başımızda ortaya çıkacak olan yangına kendisini hazır hale getirmek zorundadır. Bu konu da TSK inisiyatif alarak halkı bu gelişmeler ışığında bilinçlendirmeli ve Türkiye'nin yönetiminde etkin her kuruma gerekli uyarıları yapmak durumundadır. Türkiye 2007 seçimlerinden sonra Hükümetsiz kalmıştır. Şu anda Türkiye'de bir Hükümet varlığından söz etmek mümkün değildir. Türkiye güçlü bir Hükümet ve ayrık güçlerin işbirliği ile bu meselelerin önüne geçmek zorundadır. Aksi takdirde bu meselelerin millet aleyhine ortaya çıkartacağı olumsuz koşulların sorumlusu sadece Hükümet değil ülke yönetimi üzerinde etkin olan her elit güç vebal altında.”

Habereditör

Kıyamet - X Bilinmeyen





Açıklama : Bu belgesel filmde inşaallah, Kur'an-ı Kerim ve Hadis-i Şerifler ışığında Kıyamet'in nasıl vuku bulacağı ve içinde bulunduğumuz ahir zaman hakkında bilgiler edineceksiniz. Ayrıca filmde modern bilimin, felsefecilerin yanlış fikirlerini çürütüp, Islam'ı ise tasdik ettiğine şahit olacaksınız.

Kategoriler : Din, Felsefe, Tarih, Bilim, Doğa

Tür : Belgesel

Süre : 60:53

Büyüklük : 659 MB

Ebatlar : 640x368

Format : AVI

Linkler :

Rapid Share : Part 1 İNDİR - Part 2 İNDİR - Part 3 İNDİR - Part 4 İNDİR - Part 5 İNDİR - Part 6 İNDİR - Part 7 İNDİR

Mega Upload : Part 1 İNDİR - Part 2 İNDİR

Veoh : Full İZLE/İNDİR

Video Google : Full İZLE/İNDİR

You Tube : 6 Bölüm İZLE

KIYAMET - X Bilinmeyen (full)

KIYAMET - X Bilinmeyen (trailer)